Tuesday, July 28, 2009

8 EasY StePs - my motto


How to stay paralyzed by fear of abandonment
How to defer to men in solveable predicaments
How to control someone to be a carbon copy of you
How to have that not work and have them run away from you

How to keep people at arms length and never get too close
How to mistrust the ones who supposedly love the most
How to pretend you're fine and don't need help from anyone
How to feel worthless unless you're serving or helping someone

I'll teach you all this in 8 easy steps
A course of a lifetime you'll never forget
I'll show you how to in 8 easy steps
I'll show you how leaderships looks when taught by the best

How to hate women when you're supposed to be a feminist
How to play all pious when you're really a hypocrite
How to hate god when you're a prayer and a spiritualist
How to sabotage your fantasies by fears of success

I've been doing research for years
I've been practicing my ass off
I've been training my whole life for this moment I swear to you
Culminating just to be this well-versed leader before you

How to lie to yourself and thereby to everyone else
How to keep smiling when you're thinking of killing yourself
How to numb a la holic to avoid going within
How to stay stuck in blue by blaming them for everything

Monday, July 27, 2009

AYNA AYNA


Bakma bana öyle… Ne düşündüğünü biliyorum. Bana baktığında ne gördüğünü biliyorum. Bir yıkıntı, bir enkaz; belki bir yalancı ama kesinlikle bir zavallı… Beni benden iyi tanır gibisin. Gözlerin meydan okuyor benliğime… Korkak olduğumu vurma yüzüme…
Bakma bana. Görme içimi. Bilme yaralarımı sakladığım yeri. Sorma sakın. Kapa gözlerini. Kendimi gözlerinden okumak istemiyorum. Gözlerindeki beni görmek istemiyorum.
Geceye sarayım ruhumu, geceye saklansın gözyaşları; kararsın gökyüzü, sönsün güneş; bir tek yıldızlar...

Neler yaptığımı biliyorsun. Ne yalanlar söylediğimi, ne oyunlar oynadığımı, hayatı süslü kelimelerle kaplayıp silahlarımı cilaladığımı, en zayıf anlarda saldırdığımı, nasıl can yaktığımı ve nasıl canımı acıttıklarını... Yaraladıklarımın kanlarıyla beslendiğimi biliyorsun. Bunları neden yaptığımı biliyorsun. Sen de oradaydın, sen de gördün, sen de vardın, sen de yaptın. Yalanlarla beslemedik mi birbirimizi, neden inkâr ediyorsun şimdi? Neden bir tek beni suçluyorsun?
N’olur bakma yüzüme. Sus diyorum, sus! Anlatma yaşananları. Hatırlamamak için hafızamı söküp gömmüşken yitik bir ormanın kuytu bir köşesine, bari sen yapma bunu bana bile bile. Görüyorsun işte masumiyet maskemle dolaşırken çevrede, bakamıyorum bir tek senin yüzüne.

Değiştirmek istiyorum her şeyi şimdi, bunu da biliyor musun? Adımı, geçmişimi, bana ait ne varsa hepsini. Ve yepyeni başlamak istiyorum hayata. Kimse bilmeyecek beni, seni; bizi... Yeniden doğar gibi. Yepyeni yalanlarla… Ama sen varken, böyle karşımda dururken yapamam bunu. Senden kurtulmam lazım, seni öldürmem lazım önce, yeniden doğabilmem için. Yapabilirim bunu. Gördün mü, dudaklarımı parçaladım dün gece istemediklerimi konuşamasınlar diye. Sıra sende…
Kapa şimdi gözlerini. Ne olacağını biliyorsun, hadi acımayacak hiç canın, kapa… Başka şeyler düşün, hiç olmayacak hayallerle kandır kendini bir süre. Hepsi geçecek ve hiçbiri gerçekleşmeyecek…

!!!

İşte bin bir parçaya bölündün şimdi. Her bir parça konuşsa da inlese de yalnızca iç seslerin kakofonisi bu duyduğum. Gerçek bile değil, öylesine...
Öldürdüm seni. Ellerim kanıyor şimdi. Son bir şey söyle bana, kanayan sen misin yoksa ben mi?

İnsan ne olduğunu anlayamadan anlaşmazlıkların çıkmazında buluveriyor bazen kendini. Darbenin nereden geldiğini bile göremiyor çoğu zaman. Canını yakan yediğin darbe mi, yoksa yaşadığın şaşkınlık mı bilemiyorsun...
Ben sessizliği özledim. Zaman zaman beni içine sürüklediği bunalımlara rağmen yalnızlığı özledim. Bir başıma kalıp uzun uzun düşünmeyi; bir başıma kalıp uzun uzun hiç düşünmemeyi özledim. Artık bağırış duymak istemiyorum. Artık gereksiz suçlamalar duymak istemiyorum. Artık kimseye hesap vermek istemiyorum. Ama insanlar her daim kendilerinde bütün bunları yapmak için hak bulacaklar; bunu da çok iyi biliyorum. E, yılların deneyimi... Bazen karşıma geçmiş bana haketmediğim şeyler için bağırırken kollarından tutup sarsmak istiyorum. Ve gözlerinin içine bakıp sormak: "Sen n'apıyorsun bana? Senin bütün bunlara hakkın var mı? Ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu senin? Bendeki sen'i tüketiyorsun. Yapma..."
Her geçen gün daha da uzaklaşıyorum 'sözde' hayatımdan. Her geçen gün özgürleştiriyorum ruhumu, insanlarla bağlarımı bir bir kopararak. Çünkü kan bağının, aşkın, sevginin, dostluğun karşısındakinin hayatı üzerinde söz hakkına sahip olmak anlamına gelmediğini anlamıyorlar; asla anlamayacaklar... İşte bu yüzden, zamanı gelip gittiğimde ruhum bir kuş gibi özgürce kanat çırpacak uzaklara!

Wednesday, July 22, 2009

The world of the books... Maybe the most faithful relationship ever... Books will never cheat on you; but they will only make you confused and look from another dimension... The best friend... The most faithful Lover... Eternal sunshine of my mind and heart... :)