Monday, July 27, 2009


İnsan ne olduğunu anlayamadan anlaşmazlıkların çıkmazında buluveriyor bazen kendini. Darbenin nereden geldiğini bile göremiyor çoğu zaman. Canını yakan yediğin darbe mi, yoksa yaşadığın şaşkınlık mı bilemiyorsun...
Ben sessizliği özledim. Zaman zaman beni içine sürüklediği bunalımlara rağmen yalnızlığı özledim. Bir başıma kalıp uzun uzun düşünmeyi; bir başıma kalıp uzun uzun hiç düşünmemeyi özledim. Artık bağırış duymak istemiyorum. Artık gereksiz suçlamalar duymak istemiyorum. Artık kimseye hesap vermek istemiyorum. Ama insanlar her daim kendilerinde bütün bunları yapmak için hak bulacaklar; bunu da çok iyi biliyorum. E, yılların deneyimi... Bazen karşıma geçmiş bana haketmediğim şeyler için bağırırken kollarından tutup sarsmak istiyorum. Ve gözlerinin içine bakıp sormak: "Sen n'apıyorsun bana? Senin bütün bunlara hakkın var mı? Ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu senin? Bendeki sen'i tüketiyorsun. Yapma..."
Her geçen gün daha da uzaklaşıyorum 'sözde' hayatımdan. Her geçen gün özgürleştiriyorum ruhumu, insanlarla bağlarımı bir bir kopararak. Çünkü kan bağının, aşkın, sevginin, dostluğun karşısındakinin hayatı üzerinde söz hakkına sahip olmak anlamına gelmediğini anlamıyorlar; asla anlamayacaklar... İşte bu yüzden, zamanı gelip gittiğimde ruhum bir kuş gibi özgürce kanat çırpacak uzaklara!

No comments:

Post a Comment

siz de buyrun