Sunday, September 13, 2009

Dün gece yatakta kitap okurken yine aklıma güzel olabileceğini düşündüğüm bi öykü düştü. Kafamda yazdım çizdim. Gözlerim aynı anda kitabı okumaya ve bitirmeye çalışmaya devam ediyordu. Ama Franny ve Zooey'nin bitmek bilmez laf salatasından ve gördüğüm en başarısız çeviriden (benim okur olarak naçizane görüşümdür) azıcık usanmış olmamı fırsat bilen öyküm de zihnimin bir köşesinde kendini kurgusunu oluşturmuş, üstüne üstlük son bulmak üzereydi. Artık yapmam gereken tek şey yataktan kalkıp, yalnızca bir metre kadar yürüyüp, bi kağıt kalem bulmak ve en azından anahatlarıyla bir şeyler çiziktirmekti o kadar. Yataktan kalkmama bile gerek yoktu aslında. Kolumu uzatsam ulaşabilirdim birazcık kassam. Ama bunu yapamayacak kadar tembeldim. Biliyordum. Evet. Yataktan kalktım. Işığı kapadım. Kitabı ve gözlüklerimi masaya koydum. Ve yattım. Ve öykü uçup gitti. Tıpkı diğer onlarca hayali öykü gibi. Tembelim ben. Tembel. Üşengeç. Ben.

No comments:

Post a Comment

siz de buyrun