Monday, May 10, 2010

Save me


"Beni kimse anlamıyor" temalı vıcık vıcık bi ergenlik tribi değil sözünü ettiğim. Yine de haklıymışız sanki ergenken de. Büyüdük ve değişen pek bi şey olmadı. Hala kimse anlamıyor. Sanırım bu iki zaman zarfının yarattığı tek fark büyüdüğün de anlaşılmamayı pek de sallamaman. Alışmak ya da. Bilmiyorum. Hayatımdaki (nerdeyse) herkesten uzaklaşasım var. Gidebilseydim... Gerçi gitsem ne değişecekti bilmiyorum ama. Son günlerde aldığım en doğru karar, beni rahatsız eden şeyleri içime atıp bi gün en boktan sebeple patlamak yerine hemen o anda derdim neyse o kişiyle paylaşmak oldu. İki deneyim ve ikisi de başarılı. Beni tüketenler de yanıma yanaşabilse de onlara da......

Ne istediğini anlayabilmek zor işmiş ama. Ve çok beylik olsa da kaçan kovalanıyormuş. Ne mazoşist ruhlu varlıklarız anlamadım gitti. Kararlılığım yavaş yavaş erimekte. Belirsizliklerse her geçen gün bir bir artıyor. Neyse ki (en azından şu an için) kafamda bir şey net: Seni istemiyorum ben İstanbul. Hoşçakal!

Gerisi...

Bilmiyorum.

Sometimes i feel i gotta surrender. I need my savior.

No comments:

Post a Comment

siz de buyrun