Saturday, June 5, 2010

isim vermek mi gerek



Öyle bir boşluk ki, artık ne acı veriyor ne de hissetmeni sağlıyor. Nefes alıp veriyorsun; oksijen burun deliklerinden girip akciğerlerine dek yol alıyor, sonra kanına karışıp parmak uçlarına dek dağılıyor tüm bedenine. Bunun dışında pek yaşam belirtisi yok. Acıklı bi yeşilçam filmi de değil ama. Dedim ya, acı, sıkıntı, hüzün artık dahil değil buna. Parlak renkli, rengarenk bi Hollywood filminin içinde, bulunduğu yere isyan eden, siyah beyaz bir Fransız filmi. Ses de yok. Çok fazla hareket de. Her şey dozunda. Sıkılıyorsun ama filmi yarıda bırakıp çıkıp gidecek kadar değil; belki birazdan bi şeyler olur umudu bırakmıyor yakanı.

Ben ki filmin bitmesini ve bu sinema salonundan çıkmayı ne çok istiyordum. Ama şimdi oturmuş filmin sonundaki akışı izlerken nolur bitmesin diyorum. Burası benim yuvam-mış...

No comments:

Post a Comment

siz de buyrun