Tuesday, June 8, 2010

Kahve molası


Uzun zamandır adam gibi oturup bir şeyler yazamadım, şimdi farkediyorum... Önce finaller, sonra taşınma telaşı, Bursa, ve sonunda ev; ama şimdi elimde haftasonuna yetiştirmem gereken bir iş var. Bundan sonra da uzun yollar beni bekliyor. Sanırım ancak temmuz ortası gibi tam anlamıyla bomboş bi hayata kavuşabileceğim.

Yorulmuşum onu anladım, sımsıcak kahvenin kokusunda...

Bu yıl yoğun geçti; yordu, üzdü, yıprattı. Sarsıldım ama düşecekken toparlandım; hem de bu kez başka birine tutunma ihtiyacı bile duymadan. Sonunda işinde ustalaşan bir ip cambazı gibi. Şimdi huzurlu bir boşluk var içimde. Şimdi huzurlu bir boşluğun içindeyim ben de. Kafam rahat. Sıkıntılardan ve sıkıntı veren insanlardan uzağım. Sadece kendimle başbaşa kalmayı ve sadece kendimle uğraşmayı özlemişim.

Elime bir fincan kahve alıp gözden geçiriyorum son okul yılını. Öğrenciyken yıl başı eylül, yıl sonu haziran ayı olurdu ya hep; artık olmayacak. Tuhaf ve hüzünlü bir his.

Ve beklentiler... "Bakalım ne olacak?" sorusu... Hem endişe, hem tatlı bir heyecan dolu.

Evdeyim artık. Ama henüz kendi evimde değil...

Neyse, taze-mezun, taze-çevirmenin çalışma vaktidir artık.

No comments:

Post a Comment

siz de buyrun