Sunday, July 25, 2010

Yaslanacak sağlam bir duvar lazımdı. Utanmadan, çekinmeden, sakınmadan ağlanacak bir omuz. Tertemiz. Sıcak. Güvenilir. Yalnızlık olmayacaktı bir daha. Bir parça daha eklenecekti canına. Daha güçlü, daha sağlam.

Ama hiç kimse, en yakının, en sevdiğin, hatta annen bile, yeri geldiğinde en zayıf anında yüzüne vurmaktan çekinmiyor hatalarını; sanki kendileri mükemmelmiş gibi. Aslında tam tersine, kendilerini en eksik, en hatalı, en yanlış hissettikleri anda kendi gediklerini seni acıtarak kapamaya çalışıyorlar. Biliyorsun, hissediyorsun, acı sözcükler dilinin ucunu aşındırmaya başlıyor dudaklarından dökülebilmek için, boğazın düğümleniyor, gözlerin yaşarıyor, düğümlenen tüm zehirli sözleri zorla da olsa yutkunup içine akıtıyorsun azar azar. Pılını pırtını toplayıp çekip gidiyorsun. Sen zehrini başkasına değil, kendi içine akıtmayı tercih ediyorsun. Zaten tam da bu yüzden kötüsün.

Sen kötüsün. Kötü olan sensin.

Üzgünüm.

No comments:

Post a Comment

siz de buyrun