Wednesday, August 11, 2010

Oyunlar


İlişkilerde taktik yapmak hiç bana göre değil. Bugüne dek bi kez bile yapamadım, yapmam da. En klasik taktik olan 'kaçan kovalanır' mantığı ne kadar doğru olsa da, bi işin içine böyle ufak oyunlar, küçük hesaplar girince benim midem bulanır o işten.. Bu yüzden de neysem o oldum her zaman. Ve çok şey de kaybettim bu sebeple..
Deliler gibi aşık oldum sandım, çılgınlar gibi sevdim, keçi gibi inat ettim, boğa gibi kızgındım kimi zaman. Hepsini yaşadım, hepsini yaşattım, hepsini gösterdim doğrudan. Sevgimi nasıl yoğun yaşadıysam nefretimi de öfkemi de aynı yoğunlukta yaşadım. Kızdığım, üzüldüğüm, günlerce ağladığım, isyan ettiğim, yapılması gerekeni bildiğim halde bir türlü yapamadığım çok zaman oldu. Ama çok sevdiğim için, bu sevgi tükenemediği için, 'doğru olan'ı yapsam da mutsuz olacağım için, o adımı asla atamadım. Mutsuz olsam da sevdim, gittim sarıldım, yanında uyudum, yanağını okşadım...

Bu içtenlik bana ne mi kazandırdı?
Hiçbir şey.
Ben de küçük oyunlar oynasaydım, biraz taktik uygulasaydım el üstünde tutulur muydum?
Evet.

Ama ben ben olamayacaksam bütün bunlara ne gerek var? Ne kadar gerçek olur o durumda aşklar? Yanılıyor muyum?

No comments:

Post a Comment

siz de buyrun