Sunday, October 31, 2010




Biraz değişiklik. Biraz sadelik. Biraz nefes almak. Bir mola istemek. Ve beklemek.


Wednesday, October 27, 2010

Yine koptum bir süre. Uzun zamandır tek bir satır bile yazamadım. İş çok fazla vaktimi alıyor, sabah uyanıp ofise geliyorum ve dersler 6 buçuk gibi bitse de 7'den önce pek çıkamıyorum okuldan. Sonra eve git, yiyecek bir şeyler hazırla, ye ve yorgunluktan gebersen de otur çevirini yap. Son 1-2 aydır hayat böyle geçiyor benim için. Şikayetçi miyim? Hayır. Sadece biraz fazla yoruluyorum. İzmir'in değişken havasına da alışamadım daha. Ankara'nın kuru soğuğuna alıştıktan sonra neredeyse Kasım ayı gelmesine rağmen havanın sıcak olduğu İzmir'in bu tuhaf havasına ayak uyduramadı vücudum. 5 yıllık Ankara maceramda onca soğuğa, kara, yağmura rağmen toplasan ancak bir iki kere hasta olmuşumdur. Ama İzmir'e taşınalı daha 2 ay olmasına rağmen hemen hasta oluverdim. Ve şimdi hasta hasta işe gidip geliyorum günlerdir. Çıkmayan sesimle ders anlatmaya, sesimi duyurmaya ve bunları yaparken ayakta durmaya çalışıyorum...
Şu son birkaç haftadır yaptığım tek etkinlikse bir iki kez arkadaşımla dışarı çıkmak ve haftasonları sevgiliyle film izlemek.

Benden şimdilik bu kadar...

Friday, October 15, 2010

Wednesday, October 13, 2010

Sunday, October 3, 2010

“Hayatta en büyük lüks yarına dair cümleler kurmaktır. O cümleler yarına ulaştığında ise tek gerçeğin dündür.”

Eşittirlerin her birinin sonucunun sıfıra dayandığı anlar da var. İstediğin kadar topla çıkart sonuçta sıfırdan başka bir şey kalmıyor elinde. Bir dolmuşun pis camına vuran yansımanda görüyorsun koskoca dünyada her ne olursan ol aslında yapayalnız olduğunu. Mutsuzluk değil bu his. Sadece boşluk. Gençlik yıllarının başlangıç sancılarıyla boğuşurken mutsuzluk sanırdın her kötü hissi. Oysa biraz büyüyünce anladın; mutsuzluk bile bir şey hissedebilmekmiş. İçinde bulunduğu halin çoğu yalnızca boşlukmuş. Ve o boşlukta senden başka kimsecikler yokmuş.
23. yaşgünümün hayali mumlarını üflememe saatlar kala derin boşluğumdan seslenmeye çalışıyorum kendime.
Unutma; iş, okul, para, aşk, ilişki, kariyer, aile... Hepsinin tükendiği o en bahtsız anda, çırılçıplak ve korkmuş bir SEN çıkacak karşına. Boşlukta kendinle debeleneceksin sadece. Diğer her şey nafile....