Thursday, July 7, 2011


Dışarıdan bakıldığında bomboş geçiyor gibi görünse de, aslında oturup düşünmeye bile vakit bulamadığım günler yaşıyorum.
Okul bitti, öğrenciler gitti, ders yok. Ama biz özel sektör çalışanları her gün 9:00-5:00 okulda olmak mecburiyetindeyiz. Neyseki bu benim çok daha kötü bir durum değil, tatil olsa ve evde yatacak olsam asla sabahın köründe kalkıp bilgisayar başına oturup çeviri yapmazdım. Yaklaşık bir aydır sabahtan akşama çeviri mesaisi yapıyorum adeta.
Ama bu boş görünen günler öyle bir geçip gidiyor ki, dönüp aynada kendime bile bakmadığım oluyor. İş-ev-uyku. Bütün düzenim bu. İşte bu yüzden de ne yazacak bir şey oluyor, ne de ben bambaşka hayal dünyalarına dalıp birkaç satır karalayabiliyorum. Adam gibi oturup doyasıya bir kitap bile okuyamadım ne zamandır.

Hem daha okunacak/çevrilecek/yazılacak kitaplar var. Uyunacak uykular; gezilip görülecek yerler; söylenecek şarkılar; kurulacak hayaller var... Peki ya zaman?

Başkalarının yazdığı kitapları çevirmek tamam da, ben ne zaman kendi öykülerimi yazacağım acaba?


1 comment:

  1. ...traigo
    sangre
    de
    la
    tarde
    herida
    en
    la
    mano
    y
    una
    vela
    de
    mi
    corazón
    para
    invitarte
    y
    darte
    este
    alma
    que
    viene
    para
    compartir
    contigo
    tu
    bello
    blog
    con
    un
    ramillete
    de
    oro
    y
    claveles
    dentro...


    desde mis
    HORAS ROTAS
    Y AULA DE PAZ


    COMPARTIENDO ILUSION


    CON saludos de la luna al
    reflejarse en el mar de la
    poesía...




    ESPERO SEAN DE VUESTRO AGRADO EL POST POETIZADO DE SIÉNTEME DE CRIADAS Y SEÑORAS, FLOR DE PASCUA ENEMIGOS PUBLICOS HÁLITO DESAYUNO CON DIAMANTES TIFÓN PULP FICTION, ESTALLIDO MAMMA MIA, TOQUE DE CANELA, STAR WARS,

    José
    Ramón...

    ReplyDelete

siz de buyrun