Friday, January 13, 2012

Önce can gelir, sonra canan. Atalarımızı saygıyla andığım, içmeden sarhoş olduğum bir gece.
Can-canan meselesi nereden çıktı diyecek olursanız, ülkenin sıkıntılarını, sorunlarını, bir türlü çözülemeyen meselelerini (tek tek hangi birini tespit edeyim, hangisinden söz edeyim bilemedim. Siyasi meselelere burada çözüm getirmeye yeltenecek değilim zira), şu lanet 13. cuma günü ölen Lefter'i ve Rauf Denktaş'ı düşündüm bir an ne hikmetse. Sonra bu gibi haberlere an itibariyle ne kadar hissiz yaklaşabildiğimi fark ettim (normalde böyle soğukkanlı değilimdir). Velhasıl-ı kelam, diyeceğim şuydu aslında, insanın kendi derdi oldu mu söz konusu olan, dışarıda millet birbirini de yese, en ünlü insanlar da ölse, hatta savaş da çıksa (mübalağaya bayılırım) umrunda olmuyormuş. Senin en kıçı kırık derdin, sıkıntın okyanusları aşıyor, koskoca bir tsunami etkisi yaratıp önünde ne var ne yoksa silip süpürüp bambaşka kıyılara vuruyormuş.
Öyle işte.

No comments:

Post a Comment

siz de buyrun